| |

Acıbadem Cilt Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ahu Birol, sık tekrarlayan
aftların Behçet hastalığı habercisi olabileceğine dikkat çekiyor.
Yanakların ve dudakların iç yüzeyinde ortaya çıkan aftlar, travma,
stres, bağışıklık sistemindeki yetmezlikler, ağız sağlığına dikkat
etmemek, B12 vitamini ve folik asit eksikliği ve inflamatuar barsak
hastalıklarının habercisi de sayılabiliyor. Ağızda çıkan yaralar ağrıya
neden olarak, beslenme ve konuşma güçlüğü yaratıyor. Aft, kişide
şiddetli yakınma yaratmıyorsa 710 gün içerisinde kendiliğinden
geçebiliyor. Ancak bazı kişilerde bu mümkün olmuyor. Yara çıktıktan
sonra, daha da büyümesini önlemek için asitli içecekler, çok ekşi ve
acı yiyeceklerin tüketiminden kaçınmak gerekiyor. Çünkü bunları
tüketmek, ağrı ve yanmaya yol açıyor.

Behçet Hastalığı
RAS, genellikle 30 yaşın altında genç yaşlarda görülür. Bu yaştan
sonra görülme sıklığı azalır. 40 yaşın üzerinde gördüğümüz aftlarda ise
önce Behçet Hastalığı sonra bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıklar
üzerine yoğunlaşırız.
Tekrarlayan ağız ülserleri(RAS), farklı görünümler ile karşımıza
çıkarlar. En sık görüleni “Minör Aft” dediğimiz şeklidir. Minör aft,
%80 oranında görülür. Bu, en hafif olan şeklidir. Yanaklarımızın ve
dudaklarımızın içinde, dilimizin kenarlarında, ağız tabanında çıkar. Bu
yaraların çoğu 1 cm yi geçmez ve iki hafta içinde iyileşirler
Ergen aftı
Ergenlik sürecinde ortaya çıkan tekrarlayıcı aftlar, “Majör Aft”
olarak bilinir. %10 oranında görülür. Majör aftların çapları 1 cm den
büyüktür. Bu boyutları ile ağız içinde tükürük bezlerini de
etkileyebilir.
Başlangıçta ateş, yorgunluk, halsizlik ve yutma güçlüğü gibi
yakınmalara yol açabilirler. Minör olanlardan daha şiddetli ve dramatik
bir ağrıya neden olurlar. Yaralar daha geniş ve derindir. İyileşmeleri
de uzun süre alır. Bu, haftalar hatta aylara ulaşabilir. Bu tür aftlar
iyileşse bile iz bırakabilir. Kalan bu iz, hastalığın geçmediği
sanrılarına yol açabilir.
Uçuk benzeri aftlar, en az görülenidir. Görülme sıklığı %5
civarındadır. Bu tür aftları kadınlarda erkeklerden daha fazla
görmekteyiz. 1-2 mm çapında uçuk benzeri onlarca döküntü söz konusudur.
Bu “uçuklar”, bir araya gelerek büyük bir yara görünümü oluştururlar.
30 ve ileri yaşlarda daha sık rastladığımız bu tür yaralara tıp
dilinde “Herpetik Ülser” adı da verilmektedir. Bu yaralar, senede
birkaç defa tekrar ederler.
Tekrarlayan ağız yaraları, büyük oranda genetik yani soya
çekimseldir. Karı ve koca birlikte bu hastalığı taşıyanların
çocuklarında görülme yüzdesi, %90dır. Bu, hiç de azımsanmayacak bir
orandır.
Bu hastalığın(RAS) oluşumunda travma, ön sırada sorumlu tutulmaktadır.
Çiğnerken sert gıdalar, içerken aşırı sıcak ya da soğuk gıdalar,
dişlerin doğrudan teması ve diş fırçası, ağzımızın içinde travmaya yol
açan başlıca nedenlerdir. Korunma ve tedavi için de bunlardan sakınmak
gerekir.
Yoğun bir yaşam temposu; ileri derecede gerilime yol açarak endişe,
depresyon türünden psikolojik sorunlara neden olabilir. Böyle
durumlarda ağızda aft yaraları ortaya çıkabilir. Stresten uzaklaşma ve
rahatlama, olumlu etki yapar ve aftlar geriler.
Yediğine dikkat!
Afta neden olan yiyecekler arasında domates, peynir, çilek başta
gösterilmektedir. Ayrıca buğday, tahıl, kahve, çikolata, çilek ve
fıstık da sayılmaktadır. Konserve katkı maddeleri de pek çok duyarlı
kişide ağız yaralarına neden olabilmektedir.
Bazı ilaçlara karşı duyarlılık ta afta neden olabilir. Böyle bir
kuşku halinde kullanılan tüm ilaçlar gözden geçirilmelidir. Sadece
ilacın ham maddesine değil, katkı maddelerine karşı da duyarlılık
oluşabileceği unutulmamalıdır. Kısa bir zaman önce, böylesine inatçı
bir aftı, Zofenopril türevi tansiyon ilacı kullanan bir hastamda
gözledim. İlacı kesince sorun kalmadı. Prospektüs bilgisinde yer almasa
da ilacın, aft yaralarına neden olduğu açık ve seçik olandı.
Aftlı hastalarda B vitaminleri, folik asit ve demir seviyelerini
kontrol etmekte yarar vardır. Eğer bunlar arasında düşük seviyede olan
var ise, yerine konarak iyi sonuçlar elde etmek olasıdır.
Aft, esas itibarı ile nedeni bilinmeyen bir hastalıktır. Çok az bir
kısmı bazı hastalıkların öncesi ya da seyrinde ortaya çıkar.
Dolayısıyla tedavi planlarken öncelikle bu tür hastalıkları dışlamayı
hedefleriz. Ancak bu hastalıklar ve provoke eden etkenleri dışladıktan
sonra tedavi düzenleriz. Alkol içermeyen gargaralar dışında seçilmiş
olgularda, kişiye uygun dozlarda lokal ve sistemik kortizon tedavisi
ile yüz güldüren sonuçlar almaktayız. Aftların önlenmesi ve tedavisinde
ağız temizliği son derece önemlidir, asla ihmal edilmemelidir.
Aft yapan ilaçlar
*Romatizma ilaçları
*Kalsiyum kanal blokerleri
*ACE inhibitörleri
Aft yapan hastalıklar
*Behçet Hastalığı
*Ailesel Akdeniz Ateşi
*Bağırsak hastalıkları
*Bağışıklık yetmezliği
*Stres
|
|