Türkiye'nin
hangi şehrine giderseniz gidin, hangi restoran veya lokantaya
girerseniz girin yemekten sonra garson size çay ikram etmek ister ya da
garsonun ikram etmesine zaman bırakmadan siz çayınızı zaten
istemişsinizdir...

Misafirliklerde
de aynı şey geçerli, evlerimizde de. Öğle yemeği veya akşam yemeği fark
etmez, yemekten kalkar kalkmaz çaylar demlenmeye başlanır. Türkiye'de
bu beslenme davranışı pek çok kişide artık bir alışkanlıktır.
Bu alışkanlığımız, sağlıklı beslenme açısından bakıldığında
çok doğru bir davranış değildir. Çünkü yemekten hemen sonra içilen çay,
demir içeren besin tüketildiyse, yemekle birlikte alınan demir (Fe)
mineralinin vücut tarafından kullanımını sınırlar. 'Bu ne demektir?'
Örneğin; yemekte kırmızı et yemiş olun (kırmızı ette yüksek oranda
demir bulunur). Yemeğin hemen ardından çay içtiğinizde vücudunuz,
köfteden gelen demirden tam olarak faydalanamayacaktır; çünkü çayda
bulunan 'tanen', demirle bağlanarak demir emilimini azaltıcı etki
gösterir. Kahve için de aynı şey geçerlidir.
Çayı yemekten en az 1 saat sonra için
Yemekten en az 1 saat sonra tüketilen çay ve kahvenin demir
emilimini etkilemediği biliniyor. Peki demir yeteri kadar alınamaz veya
vücut tarafından kullanılamazsa ne olur? Demir eksikliğinde anemi
dediğimiz kansızlık oluşur. Anemi, ülkemizde çok sık görülen bir sağlık
sorunudur. Ekonomik durum, beslenme alışkanlıkları ve daha pek çok
etken kansızlığın meydana gelmesinde rol alır. Tabii bu etkenlerden
biri de çaya olan düşkünlüğümüz diye düşünüyorum. Demir eksikliğine
dayalı kansızlıkta, renk solukluğu, halsizlik, yürüyüş ve hareketlerde
isteksizlik, efora tahammülsüzlük görülür. Bunlara dikkat edin...
Eğer aneminiz varsa; siz herkesten daha çok dikkat etmelisi |